| | Üretsiz Blog oluştur

gonulce077

TEĞET

TEĞET 

 Herkes kırılamaz;

Bazen ipince bir dal olmak gerekir

Kırılmak için: 

Ama dünya kütüklerin… 

Ağlayamaz herkes;

Ağlayabilecek kadar büyümek gerek: 

Dünya ise küçüklerin…. 

Sevemez herkes;

Bir orman olmak gerekir sevmek için: 

Bak ki dünya çöllerin… 

Ve vakur bir damla olmak

Dalga için.

Katılmak okyanusa aşk için ,

 isyan için…..  

       

                                                     Yılmaz ODABAŞI 

TEĞET

TEĞET  Herkes kırılamaz;Bazen ipince bir dal olmak gerekirKırılmak için: Ama dünya kütüklerin… Ağlayamaz herkes;Ağlayabilecek kadar büyümek gerek: Dünya ise küçüklerin…. Sevemez herkes;Bir orman olmak gerekir sevmek için: Bak ki dünya çöllerin… Ve vakur bir damla olmakDalga için. Katılmak okyanusa aşk için , isyan için…..                                                              Yılmaz ODABAŞI 

İNANAMAK

                                 1146347906913

SON BİR KEZ İNANMAK…       

Belki hepimiz sitemlerle ölüyoruz. Belki hepimiz yetersizlikle, becerisizlikle ölüyoruz.
her gün bir başka kayıpla kapanıyor kendi üzerine; ruhumuzun sınırlarını bir neşterle zayıflatarak.
Belki de her gün ölüyoruz anlaşılamayacak olduğumuzu duyumsayarak
Gün gün kaybediyoruz sevgiyi ve inancı, sonra aniden can veriyoruz, yasayacak bir ideal kalmayınca ve sonra yeniden doğuyoruz belki uzak bir diyarda bir filiz gibi, bir fidan gibi var etmek için sevilecek bir şeyleri...Karada doğup karada tükeniyoruz küçük yerleşik oyunlarımızla.
Çaresiz ellerimizle kazıyoruz kendi mezarımızı ve kendi kendimizi itiyoruz günden güne özenli aldanışlarımızla...
Elveda yasam beni sen oldurdun...
Elveda toprak, ruhumu kuruttun sıkıcı düzeninle...
Ve bazılarımız ölümsüzlüğü ararken suya koşuyoruz belki...
Okyanusa sarılıyoruz tüm çocuksu düşlerimizle, yalnızlığımızı güzelce katlayıp, bulamamış olmanın vahametiyle beraber devasa bavulumuza tıkıştırıyoruz sonsuz bir yolculuğa çıkıyoruz mavinin gölgeli derinliğinde...
Kendimiz olmaya çıkıyoruz belki...
Kuralların ve düzenin içinden son kez gediyoruz, yeni bir hayatin kapısını dirseğimizle tıklatıyoruz bir iki kez, çok istekli görünmek istemiyoruz. Oysa deniz son sansımız belki... Belki çoktan olmuş bir ruhun bedenini yürütüyoruz ama kimse görmüyor ve belki teknenin mendireği neresi bunu bile bilmiyoruz ama olanca umudumuzla muhtacız yeni bir başlangıca... ikinci sansını da tükenmiş olanlardanız belki... belki lanetlilerdeniz, suyun içinde kaybolursak arınırız...
Herkes bir şeye bağlanmalı, değil mi? Herkesin bir ümidi olmalı en azından bir gün daha.
Bir insani sevmekse en büyük anlam, pekala bir gemiyi o insanmış gibi kutsayarak da yasayamaz mıyız ve düşlerin güvertesinde kaybolamaz mıyız sevginin şefkatinde kaybolduğumuz gibi ya da yelkenlere dolanmış ruhumuzda hissedememez mıyız büyülü askımızdan beklediğimiz heyecanın nefesini...
Bir aşkta kaybolur gibi kendimizden gecemez miyiz denizden? Ruhumuzu satıp bir gemiyle takas edemez miyiz? Tutkumuzu gömüp parlak bir ufukta kaybolacağımız güne kadar anıların güzelliğine dalamaz mıyız heveslerimizi bir gün isyan edeceklerini bilsek de tayfamız yapıp.

Bir kez olsun boğulma tehlikesi olmadan boğulamaz mıyız?

AŞKIN SONUNA DEK

     

 

Dans Et Benimle, Aşkın Sonuna Dek

(Dance Me To The Ent Of Love)

Dans et benimle güzelliğine dek, yanan bir kemanla.

dans et benimle panik boyunca, güvenliğe

kavuşuncaya kadar. Beni bir zeytin dalı gibi kaldır ve

eve dönen güvercinim ol.Dans et benimle aşkın sonuna dek.

Bırak güzelliğini gittiği zaman göreyim.

Hareketini hissedeyim. Babil de yaptıkları gibi. Bana

yavaşça göster, ancak sınırlarını

bildiğim şeyi. dans et benimle aşkın sonuna dek.

Dans et benimle düğüne doğru, dans et hiç durmadan.

Benimle çok nazik dans et ve çok uzun. ikimiz de

aşkımızın altındayız, aşkımızın üstündeyiz. Dans et

benimle aşkın sonuna dek.

Dans et benimle doğmak isteyen çocuklara dek. Bans

et benimle, öpüşmelerimizin aşındırdığı perdeler

boyunca. Sığınak olacak bir çadır dik ipleri yırtık

olsa da. dans et benimle aşkın sonuna dek.

ilk paylaşımım

GÖZLRİMİ GERİ VERMELİYDİN
Seni sana emanet edip yaşantından
usulca çekip gideceğimi bilmeliydin …
Yazılan mizansenlerin her birinde benim
payıma görülmemiş felaketler ayırdığını
anlamak gücüme gitmezdi, mutluluğunu
böyle bir aykırılıkta aramanın doğru bir
tercih olduğuna inansaydım elbette
gülümserdim, insanım unutma !
İklimler farklı olunca kelebeklerin rak-
sındaki figürler değişir, gözlerim büyür-
dü ayazda, toz-duman arasında çiçek
yüzünü seçemezdim …
Gelişini hangi kalem yazardı, kim der-
man olurdu bana adresler yanlışsa !?
Yaşamın kırılma noktalarına beni birden-
bire tek başıma bırakınca sustuysam eğer
onurumdandır !
Söylemiştim sana bir çiçeğin üstüne
basarak başka bir çiçeği dikmenin hiç-
bir yerinde adalet barınmazdı .
Belirlenen sahnede bana susma rolünü
verirken kendini düşünmüş olduğuna 
neden bu kadar inanıyordun? Ben sen-
de neden bu kadar azdım ?
“Yaşantına keşke hiç girmeseydim,” der-
ken neleri darmadağın ettiğini anlama-
lıydın. Böyle bir iflastan ne umduğunu
sormayacağım sana .
Ben kimi sevdim de sen oldum? Kaç
sen vardın, son sahnede nasıl bir kim-
lik taşıyordun,yalnız bunu söyle bana !?
Böyle bir finali uygun gördükten sonra 
gözlerimi geri vermeliydin bana ; 
ama yapmadın !!/
 
K.Kalecikli ...